...:::::: MEDİNE::::::...


Akşam eve geldiğimde günün yorgunluğunu, hangi duayla atmalıyım?

Akşam eve geldiğimde günün yorgunluğunu, hangi duayla atmalıyım?
ESMA SAYIN EKERİM
Rasûlullah (sas) akşam olunca şu duayı okurdu:

“Elhamdülillah geceye erdik. Mülk de Allah için geceye erdi. Allah’tan başka ilâh yoktur. Tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamdler O’nadır. O, her şeye kadirdir. Rabb’im, bu gecede olacak hayrı da, bundan sonra olacak hayrı da Senden istiyorum. Rabb’im, bu gecede olacak şerden de, bundan sonra olacak şerlerden de Sana sığınıyorum. Rabb’im tembellikten, yaşlılığın kötülüklerinden Sana sığınıyorum. Rabb’im cehennem azabından, kabir azabından da Sana sığınıyorum. (Müslim, Zikir, 75)


Bize anlatıyor?

1. Bu hadis, akşama ve sabaha eren kişinin üzerinde bir hamd ve şükür borcu olduğunu bizlere gösteriyor. İnsan günün yorgunluğunu ve stresini, şükürle; yani Rabb’imizin bizim üzerimizdeki nimetlerini hatırlamak ve itiraf etmekle atabilir. Mevlânâ’ya göre şükür, nimetleri avlamak ve bağlamaktır. İnsan günün sıkıntısını yeni nimetleri avlayıp bağlayarak atar. İnsan yeni nimetlerin kendisine lütfedilmesiyle, yeni bir günün gelişini huzurla kucaklar. Rabb’imiz, Peygamber Efendimize, “Rabbinin nimetlerini anlat” (Duha 93/11) buyuruyor. Rabb’in nimetleri bir günün akşamında, yeni bir güne başlarken, hatırlanmalı ve itiraf edilmelidir ki, her günümüz rıza ile dolsun, nefesimiz huzur olsun, akıbetimiz hayır olsun.

2. Yeni bir güne hazırlanmanın en etkili yolu, her türlü tembellik, gaflet, gevşeklik ve kötülükten Allah’a sığınmaktır. Böylece iki cihanımız için günlerimizi Rabb’imizin rıza ve sevgisiyle yaşayabiliriz.

3. Her geçen gün, akşamla kendini gösterir. Bir gün daha geçmiştir. Ve yaşlılığa bir adım daha yaklaşmışızdır. Yaşamın son günleri gelmeden, o günlere hazırlanma psikolojisi ve bu konudaki, manevi hazırlık bu hadisteki duayla hissediliyor.
Sayı: 240
Bölüm: Hadis ve Dua

http://ailem.zaman.com.tr/?bl=47&hn=5827
__________________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________________
©DUALARYorum (0) :: Yorum yaz!14/7/2007

dua

 
12.03.2007

 

Âlemlerin Rabbi Yüce Allah’a kainatın zerreleri adedince hamd ü sena, kulları içinden seçip zirve payelerle şereflendirdiği en doğru sözlü ve en güvenilir elçisi Hazreti Muhammed’e, tertemiz, pırıl pırıl hane halkına, mükerrem ashabına ve kıyamete kadar gelip geçecek insanlar içerisinde ihsan şuuruyla onlara ittiba edenlere de sonsuz salât ü selam olsun!

Allah’ım! Huzurunda boyun büküyor ve Sen’den afv ü afiyet istiyoruz. Bizi hoşnutluğun, teveccühün, ilâhî nefhaların, dostluğun, yakınlığın, yüce şanına yaraşır şekildeki muhabbetin, maiyyetin, hıfz u sıyanetin, koruyup kollaman, yardımınla zaferler nasip etmen, düşmanların acımasızlığına bırakmaman, himaye etmen, gözetmen ve raiyyetinden has kullarına yaptığın muameleyle muamele etmen, hastalıklarımıza şifa vermen, dertlerimize d*******ar lutfetmen, içine düştüğümüz sıkıntılardan kurtarman ve yürüdüğümüz yolda başarılı kılman, maddî-manevî her türlü esaretten zincirlerimizi çözmen, başarı, muvaffakiyet ve düşmanlık besleyen hainlere karşı zaferler nasip etmen, onların şerrinden, tuzaklarından, komplolarından, fesat düşüncelerinden, fitne ve nifaklarından korumanla mesrur et!

Yüce Rabbimiz! Bizleri âlim, ârif, halîm, çok çok tevbede bulunup dergahına teveccüh eden, âh u enînlerle kapının tokmağına sürekli dokunan, mütevazi, huzurunda hep elpençe haşyet içinde duran, Kur’an ahlakıyla ahlaklanan, vakur, ciddi, mehabetli, muhlis (ihlası kazanmış), muhlas (ihlasa erdirilmiş), Sen’in bütün icraat-ı sübhaniyenden razı olmuş ve Sen’in rızana ermiş, Sen’i her şeyden daha çok seven ve nezdinde müstesna sevgine mazhar olmuş ve daima kalbi niyazla atan, dudakları münacaatlarla kıpırdayan salih kullarından eyle!

Ey Merhametlilerin En Merhametlisi Celâl ve İkram Sahibi olan Mevlâmız! Yüce Zatı için uyku gibi ârizî şeyler asla sözkonusu olamayacak ve himayesine aldıklarına kat’iyen dokunulamayacak Azametli Sultanımız! Ne olur, bizleri hep hıfz u inayetinle koruyup kolla! Ey gizli ve sürpriz lütufları pek bol olan Allahımız! Bizi endişe ettiğimiz tehlikelerden de, nereden geleceği belli olmayan her türlü bela ve musibetlerden de muhafaza buyur!

Efendimiz Hazreti Muhammed’e, aile fertlerine ve bütün ashabına salât u selam ederek bunları Senden dileniyoruz, Rabbimiz!


__________________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________________
©DUALARYorum (3) :: Yorum yaz!12/3/2007

Balıkların duası

Balıkların duası
MUSTAFA OĞUZ
Koyu, kopkoyu bir karanlık boğar, korkutur insanı.

Elimiz, ayağımız, gözümüz tutulur.

Ürperti gelir, sağımıza, solumuza.

Uzakta bir baykuş öter. Hışırtı sesleri yayılır.

Tüylerimiz diken diken olur.

İçindeki korku boğar şu seyrine doyamadığım dünyayı.

Sonra uzaklarda bir ışık görünür.

Zayıf bir ışık... Zannederiz ki küçücük bir şeydir o.

Sonra ilerler, ilerler, ilerler ve yanımıza gelir.

Az önceki korku ve ürperti kaybolur.

Derken geceyi karanlığa boğup giden elektrik yeniden gelir, pırıl pırıl bir gece başlar.

İlim, bilgi; karanlığı söndürmek için karanlığı kovan bir meşaleyi yakmaktır.

Öğrenmek, korkuyu, ürpertiyi, hışırtıyı ortadan kaldırmaya çalışmaktır.

Yıllarca ilim yolunda uğraşan, didinen güzel insanlar vardır.

Her biri zaman zaman kendini unutur.

“İlim talebi için yola çıkan kimse, dönünceye kadar Allah yolundadır.” buyurmuş ya Efendimiz.

O ilim yolcusu, ne güzel yolcudur ki Allah onu yoluna kabul etmiştir.

O yol ki koruma altına alınmıştır.

“Kim bir ilim öğrenmek için bir yola girerse Allah onu cennete giden yollardan birine dahil etmiş demektir. Melekler, ilim isteğinden memnun olarak kanatlarını üzerine koyarlar. Semavat ve yerde olanlar ve hatta denizdeki balıklar âlim için istiğfar eder. Âlimin âbid üzerindeki üstünlüğü dolunaylı gecede kamerin diğer yıldızlara üstünlüğü gibidir. Âlimler peygamberlerin vârisleridir. Peygamberler, ne dinar ne dirhem miras bırakırlar, ama ilim miras bırakırlar. Kim de ilim elde ederse, bol bir nasip elde etmiştir.”

Peygamber Efendimiz’in ilimle ilgili sözlerini okudum da içim içime sığmadı. Koştum kitaplara. Koştum harf aralarına. Koştum kitapların boynu bükük olduğu kütüphanelere.

Peygamberlerin, âlimlerin, âriflerin bitmek tükenmek bilmeyen mirasına koşmak ne güzel…

Cennete giden yollardan birine dahil olmak ne güzel. Allah’ın melekleri tarafından korunmak ne güzel... Balıkların duasından nasiplenmek ne güzel…

Ayın, yıldızlara üstün olması ne güzel…

Allah’ım ilim denizine daldır bizleri ve bırak orada üstümüz başımız ilim olsun.

Seni bilelim, tanıyalım, anlayalım ve eğilelim yüceliğin karşısında.

Seni tanıdıkça kendimizi tanıyalım.

Dünyaya, hayata ve bütün her şeye yüklenen anlamı tanıyalım.

Sonra da bildiklerimizi etrafımıza saçalım.

Işık olalım karanlıkları ortadan kaldıran.

Işık olalım kalpleri ve gönülleri aydınlatan.

Her birimiz birer âlim olalım, güzelliklerle donansın dünya ve sonra balıkların duasına amin diyelim.
Sayı: 217
Bölüm: Kısa Kısa

http://ailem.zaman.com.tr/?bl=36&hn=5333
__________________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________________
©DUALARYorum (0) :: Yorum yaz!10/2/2007

her hayrın başı


__________________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________________
©DUALARYorum (0) :: Yorum yaz!23/12/2006

Sübhaneke duası bize ne anlatır?

Sübhaneke duası bize ne anlatır?
Esma Sayın Ekerim
Namazdaki sure ve dualar Allah ile kul arasında sonsuz ve sınırsız muhabbettir; huzurla dolu sohbettir. Sure ve duaları okurken namaz kılan kişi, Allah’a kavuşma ve O’nunla bütünleşme duygusunu yaşar.

Sübhaneke duasında namaz kılan kişi, “Allah’ı hamd, övgü, şükür ve takdir içerisinde tesbih ediyorum.’’ dediğinde Rabbi, O’na ‘Ben de seni hamd, övgü, takdir ve şükür içerisinde anıyorum, seni övülmüş kullarımın içerisine katıyorum. Bana dost ve övülmüş kullarımla beraber senin ey kulum, iki cihanda dereceni yükseltiyorum.’ müjdesini verir.

“Senin adın ne yücedir, Senin şanın ne büyüktür.’’ (Ve Tebareke’s-müke ve Teala ceddüke) dediğinde Rabbi O’na ‘Senin adını ve şanını iki cihanda maddi ve manevi alanda yücelteceğim.’ müjdesini sunar. Bu niyaz bize Kevser Suresi’ni hatırlatır. Müşrikler Peygamber Efendimiz’e ‘Sen öleceksin Senin adın, şanın şöhretin Seninle beraber yok olacak, soyu kesik Muhammed!’ diye sataşırken Rabbi, Resulüne “Adı şanı yok olacak ‘Sana kin tutandır, Ey Muhammed.’’ (Kevser 108/3) diyerek O’na destek oluyordu. İşte biz de Rabb’imizi ‘’Senin adın ne yücedir, Sen’in şanın ne büyüktür.’’ diye yücelttiğimizde Kevser Suresinde Rabb’imizin Rasulü’ne verdiği müjde bizim için de geçerli olabilecektir. Rabb’imizin adını ve şanını yüceltirken bizler de iki cihanda adımızın şanımızın hiç unutulmayıp dostlar ve övülmüşler kervanında ölümsüz bir kul olma şerefine nail oluyoruz. Bir insanın namazı iki cihanda amel defterini kapatmayacak en büyük mucizedir.

Namaz kılan insan, “Senden başka ibadet edecek yoktur.’’ (Vela ilahe ğayruk) dediğinde kul Rabbine “Rabb’im ibadet ve itaat edeceğim, sonsuz sevgi, şefkat ve huzurun hazzını yaşayacağım tek dostum ve sevgilim Sensin.’’ diye niyazda bulunmaktadır. Rabbi kulunun bu niyazına karşılık ‘’Seni razı olmuş ve razı olunmuş hayırlı kulların arasında dostluk ve rıza makamına erdireceğim.’’ “Ey huzura ermiş nefis Rabb’inden razı olmuş ve razı olunmuş olarak Rabb’ine dön iyi kullarımın arasında gir cennetime.’’ (Fecr 27-30) ayetindeki müjdeyi kuluma sunacağım.” der.
Sayı: 210
Bölüm: Hadis ve Dua

http://ailem.zaman.com.tr/?bl=47&hn=5189
__________________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________________
©DUALARYorum (0) :: Yorum yaz!16/12/2006

Dua ve Allah’ı anmak mü’minin zırhıdır

Dua ve Allah’ı anmak mü’minin zırhıdır
Allah’ı anarsak O’nun da bizi anacağını, gafillerden olmayıp sabah akşam yalvararak Rabb’imizi anmanın gerekliliğini, Allah’ı çok zikredersek kurtuluşa erişeceğimizi, Allah’ı çok hatırlayan kimselerden olursak Allah’ın bize büyük mükafatlar hazırladığını, dile hafif sevabı fazla olan duaları, üzerine güneş doğan herşeyden hayırlı olan duayı, günde yüz ve on sefer söylenmesi gereken duaları, Allah’ın en çok hoşlandığı duayı, göklerle yerin arasını sevapla dolduran duayı, kişinin kendisi için ve Allah için yapması gereken duaları, namazdan sonra yapılacak duaları, namazda tahiyyattan sonra okunacak duaları, rüku ve secdede okunacak duaları, Rasûlullah’ın secdede okuduğu duaları, yüz defa Sübhanallah demenin bize bin sevap kazandıracağını, her bir eklem için sadaka verilmesi gerektiğini ve her türlü zikrin de sadaka olabileceğini, kat kat sevap kazandıran zikrin ne olduğunu, zikredenle zikretmeyenin farkının ölüyle diri gibi olduğunu, Rabb’imizi nasıl anarsak O’nun da bizi o şekilde anacağını, Allah’ı çok hatırlayanların öne geçeceklerini, zikrin ve duanın en faziletlisinin ne olduğunu, cennette bir hurma ağacı diktiren zikrin ne olduğunu, cennetin ağaçlarının neden ibaret olduğunu, zikrin her şeyden hayırlı olduğunu saymaya gerek kalmaksızın söylenecek duayı ve cennet hazinelerinden bir hazineyi öğreneceğiz.

RABB’İMİZ (cc) BİZİ KUR’AN’INDA KENDİSİNİ ANMAYA ÇAĞIRIYOR

“... Allah’ı anmak ve devamlı hatırda tutmak şüphesiz en büyük ibadettir...” (Ankebut: 29/45)

“Öyleyse siz, bütün zamanlarınızda Beni anın, Beni aklınızdan çıkarmayın ki Ben de sizi her an bağışlamak ve sevap vermekle anayım...” (Bakara: 2/152)

“Rabb’ini alçakgönüllülükle, korku ve duyarlılık içinde sesini yükseltmeden, sabah akşam zikret ve sakın umursamaz kimselerden olma...” (Araf: 7/205)

“... Allah’ı namaz dışında da daima hatırlayın ki mutluluğa erişebilesiniz.” (Cuma: 62/10)

“Gerçek şu ki Allah’a teslim olmuş bütün erkekler ve kadınlar, inanan bütün erkekler ve kadınlar, kendini ibadet ve taata vermiş erkek ve kadınlar, niyet ve davranışlarında doğru ve samimi olan erkek ve kadınlar, sıkıntılara göğüs geren erkekler ve kadınlar, gönülden huşu ile Allah’tan korkan erkekler ve kadınlar, sadaka veren erkekler ve kadınlar, nefislerini kontrol edip her şeyden kaçınarak oruç tutan erkekler ve kadınlar, iffet ve namuslarını koruyan erkek ve kadınlar, Allah’ı durmaksızın çokça anan erkek ve kadınlar var ya, işte onlara Allah bağışlanma ve büyük bir mükafat hazırlamıştır.” (Ahzab: 33/35)

“Ey iman edenler, Allah’ı çokça anın ve gündeminizden hiç çıkarmayın ve sabah akşam O’nun şanını yüceltin. O Allah ki sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için, üzerinize rahmet etmekte, melekleri de size bağışlanma dilemekte. İşlerinizin düzgün gitmesi için dua etmektedirler...” (Ahzab: 33/41-43)


Her gün mutlaka okumamız gereken dualar

Ebû Hüreyre (radıyallahu anh)’den rivayet edildiğine göre Resûlullah (sas) şöyle buyurdu:

* “Dile hafif, mîzana konduğunda ağır gelen ve Rahmân olan Allah’ı hoşnut eden iki cümle vardır: Sübhânallâhi ve bi-hamdihî sübhânallâhi’l-azîm: Ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamd ederim. Ben Yüce Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tekrar tenzih ederim.” (Buhârî, Daavât 65, Eymân 19)

* Yine Ebû Hüreyre (radıyallahu anh)’den rivayet edildiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

* “Sübhânallâhi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallahü vallâhü ekber demek, benim için, üzerine güneş doğan her şeyden daha kıymetlidir.” (Müslim, Zikir 32)

* Yine Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu söyledi:

* “Bir kimse her gün yüz defa, ‘lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr’ derse, on köle âzâd etmiş kadar sevap kazanır; ona yüz iyilik sevabı yazılır; yüz günahı bağışlanır; bu zikir o gün akşama kadar o kimsenin şeytandan korunmasını sağlar. Bu zikri ondan daha fazla tekrarlayan kimse dışında hiç kimse daha faziletli bir iş yapmamış olur.” Resûl-i Ekrem sözüne şöyle devam etti: “Bir kimse günde yüz defa sübhânallâhi ve bi-hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır.” (Buhârî, Bed’ü’l-halk 11)

* Ebû Eyyûb el-Ensârî (radıyallahu anh)’den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

* “Bir kimse on defa, ‘lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr’ derse, İsmâil (aleyhisselâm)’in soyundan dört kimseyi hürriyetine kavuşturmuş gibi sevap kazanır.” (Buhârî, Daavât 64)

*********************************************************

DUA belayı def eder
SÜMEYYE GÜRGEN

İbn-i Ömer (ra) anlatıyor: Rasulullah (as) buyurdular ki: “Kime dua kapısı açılmış ise ona rahmet kapıları açılmış demektir. Allah’a talep edilen (dünyevi şeylerden) Allah’ın en çok sevdiği afiyettir. Dua, inen ve henüz inmeyen her çeşit (musibet) için faydalıdır. Kazayı sadece dua geri çevirir. Öyle ise sizlere dua etmek gerekir.” (Tirmizi, Daavat, 3542.) “Dua rahmetin anahtarıdır.” “Dua belayı def eder.” buyuruyor İki Cihan Sultanı (sas). Dua kul ile Allah (cc) arasında kuvvetli bir bağdır. Halini O’na arz etmek, düşüncelerini O’ndan istemektir dua. Erişemeyeceği gücüyle, elde edemeyeceği her şeyini Kadir-i Mutlak’tan talep etmektir. İnsanı basamak basamak rahmet deryalarına ulaştıran sonra da sağanak sağanak mağfiret yağmurlarıyla temizleyendir dua. Açılan ellere, kıpırdayan dudaklara, titreyen kalplere, huşu ile yapılan niyazlara gözyaşlarının sımsıcak nağmesi de eklenince lahuti bir alemin ulvi miracına yükselir o insan ve duanın buram buram kokan rayihasını hisseder ta yüreğinin enginliğinde. Artık perdeler kalkar ve hakkın rızası iner damla damla. Sıkıntılar, bela ve musibetler, hastalıklar O’nun ikliminde erir ve yok oluverir. Evet, dua Rasulullah’ın ifadesiyle inen ve henüz inmemiş olan her çeşit musibetin izalesi için faydalıdır. Kazayı ise sadece dua geri çevirebilir. Kader; Rabb’imizin olmuş olacak ve olmakta olan, geçmişten geleceğe kadar her şeyi rahmetinin sonsuz ilmiyle bilmesi ve böylece takdir etmesidir. Takdirin yerine gelmesine ise kaza denir. Yüce Yaratan kaderimizdeki hayrı-şerri, iyiyi-kötüyü, hastalığı-sıhhati, bela ve musibetleri ezelden çizip programlamış ve takdir etmiştir. Zamanı ve mekanı geldikçe peyderpey vuku bulacaktır. Kaderi değiştirmek, yani inen ve henüz inmemiş olan her çeşit musibeti def etmek, ya da ertelemek ise sadece ve sadece duanın bereketiyle gerçekleşebilir.

******************************************************

Namazlardan sonra tesbih çekenlere Efendimiz’in müjdesi var
Resulullah (sas) namazın ardından “Kim namazın ardından 33’er kere Sübhanallah, Elhamdülillah, Allahu Ekber derse affolunur” buyuruyor. “Saatine baktı ve ‘Eyvah! Akşam namazına 10 dakika kalmış.’ diyerek hemen abdest almak için lavaboya doğru yöneldi. Abdestini aldı, seccadesini serdi ve hızlıca namazını kıldıktan sonra seccadesiyi apar topar toplayarak dolabın üst rafına koydu. Akşam ezanı neredeyse okunmak üzereydi. Şimdi namazını bu saate bıraktığı için üzülmeli miydi? Yoksa son anda dahi olsa namazını kıldığı için sevinmeli miydi? Tam olarak karar veremedi. Namazdan sonra tesbih çekmek ise aklına dahi gelmemişti...” Bu olayı belki çoğumuz yaşıyoruz. Namazlarımızı adabıyla, cemaatle kılamıyoruz. Belki namazımızı vaktin son dakikalarına sıkıştırıyoruz, belki de (Allah muhafaza etsin) kılmayı unutuyoruz (!). Allah ve Rasulü’nün hassasiyetle üzerinde durduğu namaz konusunda böyle tembel davranırken namaz tesbihatını yapmak belki de aklımızın ucundan bile geçmiyor. Bakın Peygamber Efendimiz (sas), namaz tesbihatı konusunda bizleri nasıl uyarıyor: “Kim her namazın peşinden otuz üç defa Allah’ı tesbih eder (Subhanallah), otuz üç defa Allah’a hamd eder (Elhamdülillah) ve otuz üç defa da Allah’ı tekbir eder (Allahüekber), yüzü tamamlamak için de: “Lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerike leh, lehülmülkü ve lehülhamdu ve hüve ala külli şeyin kadîr” derse, hata ve günahları deniz köpüğü kadar çok olsa bile bağışlanır.” (Müslim) Tesbihatları unutmayalım Camilerimizde cemaatle topluca tesbihat yapılmakta. Camiye gittiğimizde tesbihatı da mutlaka yapalım. Bununla birlikte tek başımıza kıldığımız namazlardan sonra da tesbihatı kesinlikle ihmal etmemeye çalışalım. Bunu kendimize bir fıtrat olarak kazandıralım. Hem Efendimiz (sas)’in verdiği müjdeyi hatırlasanıza: ‘günahları deniz köpüğü kadar çok olsa bile bağışlanır’. Bu müjdeye nail olmak istemez misiniz?
http://ailem.zaman.com.tr/?hn=3645
__________________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________________
©DUALARYorum (1) :: Yorum yaz!9/11/2006

Dua ve Allah’ı anmak mü’minin zırhıdır

Dua ve Allah’ı anmak mü’minin zırhıdır
Allah’ı anarsak O’nun da bizi anacağını, gafillerden olmayıp sabah akşam yalvararak Rabb’imizi anmanın gerekliliğini, Allah’ı çok zikredersek kurtuluşa erişeceğimizi, Allah’ı çok hatırlayan kimselerden olursak Allah’ın bize büyük mükafatlar hazırladığını, dile hafif sevabı fazla olan duaları, üzerine güneş doğan herşeyden hayırlı olan duayı, günde yüz ve on sefer söylenmesi gereken duaları, Allah’ın en çok hoşlandığı duayı, göklerle yerin arasını sevapla dolduran duayı, kişinin kendisi için ve Allah için yapması gereken duaları, namazdan sonra yapılacak duaları, namazda tahiyyattan sonra okunacak duaları, rüku ve secdede okunacak duaları, Rasûlullah’ın secdede okuduğu duaları, yüz defa Sübhanallah demenin bize bin sevap kazandıracağını, her bir eklem için sadaka verilmesi gerektiğini ve her türlü zikrin de sadaka olabileceğini, kat kat sevap kazandıran zikrin ne olduğunu, zikredenle zikretmeyenin farkının ölüyle diri gibi olduğunu, Rabb’imizi nasıl anarsak O’nun da bizi o şekilde anacağını, Allah’ı çok hatırlayanların öne geçeceklerini, zikrin ve duanın en faziletlisinin ne olduğunu, cennette bir hurma ağacı diktiren zikrin ne olduğunu, cennetin ağaçlarının neden ibaret olduğunu, zikrin her şeyden hayırlı olduğunu saymaya gerek kalmaksızın söylenecek duayı ve cennet hazinelerinden bir hazineyi öğreneceğiz.

RABB’İMİZ (cc) BİZİ KUR’AN’INDA KENDİSİNİ ANMAYA ÇAĞIRIYOR

“... Allah’ı anmak ve devamlı hatırda tutmak şüphesiz en büyük ibadettir...” (Ankebut: 29/45)

“Öyleyse siz, bütün zamanlarınızda Beni anın, Beni aklınızdan çıkarmayın ki Ben de sizi her an bağışlamak ve sevap vermekle anayım...” (Bakara: 2/152)

“Rabb’ini alçakgönüllülükle, korku ve duyarlılık içinde sesini yükseltmeden, sabah akşam zikret ve sakın umursamaz kimselerden olma...” (Araf: 7/205)

“... Allah’ı namaz dışında da daima hatırlayın ki mutluluğa erişebilesiniz.” (Cuma: 62/10)

“Gerçek şu ki Allah’a teslim olmuş bütün erkekler ve kadınlar, inanan bütün erkekler ve kadınlar, kendini ibadet ve taata vermiş erkek ve kadınlar, niyet ve davranışlarında doğru ve samimi olan erkek ve kadınlar, sıkıntılara göğüs geren erkekler ve kadınlar, gönülden huşu ile Allah’tan korkan erkekler ve kadınlar, sadaka veren erkekler ve kadınlar, nefislerini kontrol edip her şeyden kaçınarak oruç tutan erkekler ve kadınlar, iffet ve namuslarını koruyan erkek ve kadınlar, Allah’ı durmaksızın çokça anan erkek ve kadınlar var ya, işte onlara Allah bağışlanma ve büyük bir mükafat hazırlamıştır.” (Ahzab: 33/35)

“Ey iman edenler, Allah’ı çokça anın ve gündeminizden hiç çıkarmayın ve sabah akşam O’nun şanını yüceltin. O Allah ki sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için, üzerinize rahmet etmekte, melekleri de size bağışlanma dilemekte. İşlerinizin düzgün gitmesi için dua etmektedirler...” (Ahzab: 33/41-43)


Her gün mutlaka okumamız gereken dualar

Ebû Hüreyre (radıyallahu anh)’den rivayet edildiğine göre Resûlullah (sas) şöyle buyurdu:

* “Dile hafif, mîzana konduğunda ağır gelen ve Rahmân olan Allah’ı hoşnut eden iki cümle vardır: Sübhânallâhi ve bi-hamdihî sübhânallâhi’l-azîm: Ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamd ederim. Ben Yüce Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tekrar tenzih ederim.” (Buhârî, Daavât 65, Eymân 19)

* Yine Ebû Hüreyre (radıyallahu anh)’den rivayet edildiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

* “Sübhânallâhi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallahü vallâhü ekber demek, benim için, üzerine güneş doğan her şeyden daha kıymetlidir.” (Müslim, Zikir 32)

* Yine Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu söyledi:

* “Bir kimse her gün yüz defa, ‘lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr’ derse, on köle âzâd etmiş kadar sevap kazanır; ona yüz iyilik sevabı yazılır; yüz günahı bağışlanır; bu zikir o gün akşama kadar o kimsenin şeytandan korunmasını sağlar. Bu zikri ondan daha fazla tekrarlayan kimse dışında hiç kimse daha faziletli bir iş yapmamış olur.” Resûl-i Ekrem sözüne şöyle devam etti: “Bir kimse günde yüz defa sübhânallâhi ve bi-hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır.” (Buhârî, Bed’ü’l-halk 11)

* Ebû Eyyûb el-Ensârî (radıyallahu anh)’den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

* “Bir kimse on defa, ‘lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr’ derse, İsmâil (aleyhisselâm)’in soyundan dört kimseyi hürriyetine kavuşturmuş gibi sevap kazanır.” (Buhârî, Daavât 64)

http://ailem.zaman.com.tr/?bl=23&hn=4957
__________________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________________
©DUALARYorum (0) :: Yorum yaz!23/10/2006

Cuma günü içinde duaların kabul edildiği vakit

Cuma günü içinde duaların kabul edildiği vakit

Cuma, dinimizde çok önemli kabul edilen haftalık toplu ibadet günüdür. Bu günde bir araya gelerek topluca Cuma namazını kılmak için Rabb’imize yöneliriz. Cenab–ı Hakk’ın bu güne has bazı lütufları vardır. Bu sebeple Cuma günü, uyanık bir kalb ve gönülle idrak edilmelidir. Efendimiz (sas), “Onda bir saat vardır; bir kul o saate ererse, Allah’tan her ne istemişse onu Allah kendisine mutlaka verir.” buyurur. Bu ânın ne zaman olduğu hususunda değişik sözler söylenmiştir.

Mesela; Abdullah ibn Selam (ra); “Allah Rasulü (sas) oturuyordu. Ben, ‘Allah’ın kitabında (Tevrat’ta) şu ifadeyi buluyoruz: Cuma gününde öyle bir saat vardır ki, mümin kul o saati denk getirerek namaz kılıp Allah’a dua ettiği takdirde isteği mutlaka yerine getirilir.’ dedim. Benim bu sözüm üzerine Rasulullah, ‘Yahut bir saatin bir kısmı.’ diye bana işaret buyurdu. Ben de; ‘Doğru söylediniz veya bir saatin bir kısmı’ diyerek sözümü düzelttim. Sonra sordum, ‘Bu vakit (Cumanın) hangi vaktidir?’ Bana, ‘O, gündüzün saatlerinin sonudur’ diye cevap verdi. Ben: ‘Bu saat namaz vakti değildir.’ deyince bana şu cevabı verdi: ‘Evet, mümin kul namaz kılar, sonra müteakip namazı beklemek maksadıyla oturursa o, sevap yönüyle aynen namaz kılıyor gibidir.” Buradan anlaşıldığına göre, tıpkı Kadir Gecesi’nin Ramazan’ın içinde dönüp durduğu gibi, o an da Cuma günü içinde gezip durmaktadır. Dolayısıyla o dakikayı yaşayabilmek, Cuma gününü bir bütün olarak yaşayıp Allah’a tam bir teveccühle yönelmeye bağlıdır. Bu yüzden Peygamber Efendimiz (sas), bu günü ashabıyla birlikte şuurlu olarak ve adeta bir miraç yapıyor gibi geçirmiştir. Rahmet–i İlahi’den ümit edilir ki, bu ruh ve hava içinde Cumayı değerlendirdiğimiz müddetçe, Cenab–ı Hak, duaların geçerli olduğu o dakikaya rastlatır ve dualarımızı kabul eder. Allah Resulü’nün hayatına baktığımızda O’nun da bu günde dua ettiğini ve Allah’ın dualarını kabul ettiğini görüyoruz. İşte Efendimiz’in bu müstecab dualarından bir örnek; Hz. Enes (ra) anlatıyor: “İnsanlar kıtlığa maruz kaldılar. Resulullah (sas) bir Cuma günü hutbe verirken bir bedevi kalkıp: ‘Ey Allah’ın Resulü! Malımız helak oldu, nicedir yağmur yağmıyor. Bizim için Allah’a dua ediver!’ dedi. Bunun üzerine Aleyhissalâtu Vesselam ellerini kaldırdı. Biz gökte bir bulut göremiyorduk. Allah’a yemin olsun, daha ellerini geri çekmeden, semada dağlar gibi bulutlar peydah oldu. Derken daha minberden inmemişti ki, mübarek sakalından yağmur damlaları dökülmeye başladı. O gün, ertesi güne kadar yağmur yağdı. Daha sonraki gün de yağdı, onu takip eden günde de yağdı, hatta müteakip Cumaya kadar yağış devam etti. Öyle ki, o bedevi veya bir başkası gelip: ‘Ey Allah’ın Resulü! Binalarımız yıkıldı, hayvanlarımız suda boğuldu, bizim için Allah’a dua ediniz de artık yağmur kesilsin.’ dedi. Efendimiz (sas) ellerini kaldırıp: ‘Allah’ım, etrafımıza yağdır, üzerimize olmasın! (başka bir rivayette ise Allah’ım, (yağmur) etrafımıza yağsın, üzerimize değil! Allah’ım, dağların ve tepelerin üzerine, vadilerin içine, ağaç biten yerlere olsun.)’ diye dua etti. Eliyle bulutlara doğru işaret etti. Hangi istikametteki buluta işaret etti ise bulutlar orada açıldı. Bütün Medine buluttan temizlendi. Biz de çıkıp güneşte yürüdük.” Evet, Allah Resulü (sas) ellerini kaldırmış, Allah da yükselen bu isteğe icabet buyurmuştur. O halde, bizler de Cuma günündeki bu icabet saatini yakalamaya çalışmalıyız. Bu günü diğer günlere nazaran ayrı bir hassasiyet içinde dua ve ibadetlerle geçirmeliyiz.

 

**************************************************************************

Allah’a emir veriyor gibi dua etmemeliyiz!
Müminler falanın-filanın aleyhinde konuşma yerine vakitlerini dua ile geçirmelidir. Keşke şekilciliğin hakim olduğu gibi değil de, herkes kendi gönlünün derinliklerinden kopan bir ses ile Allah’a yalvarsa. Keşke Cenab-ı Hakk’a emir ve komut veriyor gibi değil de, bir dilenci hava ve edasıyla O’nun kapısının tokmağına dokunulsa. Ve keşke riya ve gösterişe açık mekanlarda değil de, hiç kimsenin olmadığı, Allah’a yürüme koyları sayılan tenha yerlerde insanlar içlerini Allah’a dökse...
 “Rabbenâ lâ tuazzibnâ bi zünûbinâ. Rabbenâ lâ tusallit aleynâ bi zünûbinâ men lâ yehâfuke velâ yerhamunâ. Verzuknâ hayrayi’d-dünyâ vel-âhira. İnneke alâ külli şey’in kadîr.”
 Meali: “Ey bizim Rabbimiz, günahlarımızdan dolayı bizlere azap etme. Yine günahlarımız dolayısıyla Sen’den korkmayan, bize de merhamet etmeyen insanları başımıza musallat etme Ya Rabbi! Dünya ve ahirette bizim için ne hayırlı ise Sen bize onu ver Ya Rabbi! Muhakkak ki Sen’in her şeye gücün yeter.”
 Bu dua Efendimiz (sas)’den bir rivayet olmasa da ecdadın çok yaptığı dualar arasındadır.

http://ailem.zaman.com.tr/?hn=1010
__________________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________________
©DUALARYorum (1) :: Yorum yaz!20/10/2006

Günahlar, denizlerin köpüğü kadar da olsa...

Günahlar, denizlerin köpüğü kadar da olsa...
Ebu Hüreyre'den: "Kim her namazın peşinden 33 kere Subhanallah, 33 kere Elhamdülillah, 33 kere Allahü Ekber, 33 kere Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh. Lehü'l mülkü ve lehü'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr." derse günahları denizlerin köpükleri kadar da olsa affedilir." (Müslim, Ezkâr: 68)

http://ailem.zaman.com.tr/?hn=4328
__________________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________________
©DUALARYorum (1) :: Yorum yaz!18/10/2006
Sayfa Toplam:140
Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa
Tasarim© ynsm2006




isLamList.Net  || Musluman Bir Neslin Secimi ||