Ey kulu Kendisinden bir talepte bulunduğu zaman yerine getiren.. umduğunda nezdindekilerle sevindiren.. yaklaşmak arzu ettiğinde kurb yollarını açan..apaçık isyanlara düştüğü zaman bile o günahların üzerini kapatıp setreden ve tevekkülde bulunduğu zaman itimadını boşa çıkarmayıp ihtiyacını is’af buyuran Yüceler Yücesi Rab! Kulların arasında, Sen’in izzet ü ikramından istifade etmeyi gönülden dileyip de ona mazhar olamayan, Sen’in cömertliğinden hissedâr olmayı isteyip de nasibini alamayan kim vardır ki!? Öyleyse Sen beni de kapından boş geri çevirmezsin. Sen’den başka ihsanla mevsûf bir Mevlâ tanımıyorum ben. Bütün iyilikler Sen’den ve bütün rızık da Sen’in hazinende olunca ben gidip başka kimin kapısında bir şey umabilirim!? Bütün yaratıklar kapıkulların ve her şeyin dizgini de Sen’de olunca nasıl başkasından bir şey bekleyebilirim!? Sen ümid ettiklerimin kat kat ötesinde, beni fazlınla serfiraz kılmışken, benim Sen’den ümit kesmem hiç doğru olur mu!? Yoluna sımsıkı sarılmışken, Sen de beni benim gibi âcizlere muhtaç etmezsin, değil mi!?
Ey rahmetine sarılanların doğru yolu bulup saadete erdikleri ve tevbe ile kapısına yönelenlerin (g)azaba maruz kalmadıkları Sultanlar Sultanı! Sen bana unutma muamelesi yapmadığın sürece ben Sen’i nasıl unutabilir ve Sen her halime nigehbân olduğun halde ben nasıl lağv ü lehviyâta dalabilirim!? Hâşâ ya Rabbi hâşâ!..
İlâhî! Başkalarına bâr olmayı ar sayıyor ve ellerimi sadece Sen’in hazinenden lutfedilecek şeylere açıyor, emelimi de yalnız Sen’in ihsanına bağlıyorum. Ya Rab! Beni hâlis tevhide ulaştır ve gönülleri tertemiz kullarının zümresine kat! Ey dergahı bütün kaçkınların sığınağı.. ey rahmeti bütün tâliplerin recâsı.. dilekte bulunulanların en hayırlısı.. kendisinden bir şey istenilenlerin en kerîmi, en cömerdi! Ey dileyenlerin dileklerini geri çevirmeyen.. ümit besleyenleri haybet ve hüsrana uğratmayan.. dua dua yalvaran herkese kapısı açık olan.. el açıp, ‘Amin!’ diyenlerle arasındaki hicabı kaldıran Rabbim! Keremine sığınıyor, lütuflarınla yüzümü güldürmeni dileniyor; recâ hislerime mukabelede bulunarak kalbimi itmi’nanla doldurmanı, dünyanın bütün musîbetlerini gözümde bir hiç seviyesine düşürecek ve Sen’inle aramdaki perdeleri kaldırıp basîret ufkumu açacak kadar da yakînimi ziyadeleştirmeni diliyorum.
Rabbim, rahmetinin vesâyetine sığınıyor, lütfundan sürpriz inayetler bekliyorum. Dualarıma icabet buyur ve bu aciz, muhtaç kulunu haybet ve hüsrana uğratma!
*Bu dua el-Kulûbü’d-Dâria’nın 630-631. sayfalarında yer almaktadır.
Ey kulu Kendisinden bir talepte bulunduğu zaman yerine getiren.. umduğunda nezdindekilerle sevindiren.. yaklaşmak arzu ettiğinde kurb yollarını açan..apaçık isyanlara düştüğü zaman bile o günahların üzerini kapatıp setreden ve tevekkülde bulunduğu zaman itimadını boşa çıkarmayıp ihtiyacını is’af buyuran Yüceler Yücesi Rab! Kulların arasında, Sen’in izzet ü ikramından istifade etmeyi gönülden dileyip de ona mazhar olamayan, Sen’in cömertliğinden hissedâr olmayı isteyip de nasibini alamayan kim vardır ki!? Öyleyse Sen beni de kapından boş geri çevirmezsin. Sen’den başka ihsanla mevsûf bir Mevlâ tanımıyorum ben. Bütün iyilikler Sen’den ve bütün rızık da Sen’in hazinende olunca ben gidip başka kimin kapısında bir şey umabilirim!? Bütün yaratıklar kapıkulların ve her şeyin dizgini de Sen’de olunca nasıl başkasından bir şey bekleyebilirim!? Sen ümid ettiklerimin kat kat ötesinde, beni fazlınla serfiraz kılmışken, benim Sen’den ümit kesmem hiç doğru olur mu!? Yoluna sımsıkı sarılmışken, Sen de beni benim gibi âcizlere muhtaç etmezsin, değil mi!?
Ey rahmetine sarılanların doğru yolu bulup saadete erdikleri ve tevbe ile kapısına yönelenlerin (g)azaba maruz kalmadıkları Sultanlar Sultanı! Sen bana unutma muamelesi yapmadığın sürece ben Sen’i nasıl unutabilir ve Sen her halime nigehbân olduğun halde ben nasıl lağv ü lehviyâta dalabilirim!? Hâşâ ya Rabbi hâşâ!..
İlâhî! Başkalarına bâr olmayı ar sayıyor ve ellerimi sadece Sen’in hazinenden lutfedilecek şeylere açıyor, emelimi de yalnız Sen’in ihsanına bağlıyorum. Ya Rab! Beni hâlis tevhide ulaştır ve gönülleri tertemiz kullarının zümresine kat! Ey dergahı bütün kaçkınların sığınağı.. ey rahmeti bütün tâliplerin recâsı.. dilekte bulunulanların en hayırlısı.. kendisinden bir şey istenilenlerin en kerîmi, en cömerdi! Ey dileyenlerin dileklerini geri çevirmeyen.. ümit besleyenleri haybet ve hüsrana uğratmayan.. dua dua yalvaran herkese kapısı açık olan.. el açıp, ‘Amin!’ diyenlerle arasındaki hicabı kaldıran Rabbim! Keremine sığınıyor, lütuflarınla yüzümü güldürmeni dileniyor; recâ hislerime mukabelede bulunarak kalbimi itmi’nanla doldurmanı, dünyanın bütün musîbetlerini gözümde bir hiç seviyesine düşürecek ve Sen’inle aramdaki perdeleri kaldırıp basîret ufkumu açacak kadar da yakînimi ziyadeleştirmeni diliyorum.
Rabbim, rahmetinin vesâyetine sığınıyor, lütfundan sürpriz inayetler bekliyorum. Dualarıma icabet buyur ve bu aciz, muhtaç kulunu haybet ve hüsrana uğratma!
*Bu dua el-Kulûbü’d-Dâria’nın 630-631. sayfalarında yer almaktadır.
Ya İlâhî ve ya Rabbî! Sana iman etmiş bu kuluna azap mı edeceksin!? Sana gönlünü veren bu muhtaç gedâyı uzaklığın yakıcı ateşine mi maruz bırakacaksın!? Düşmüş kalkmış ama gelip af talebinde bulunmuş bu zavallıyı hizlâna mı uğratacaksın!? Günahlarını ancak Sen’in rahmet ve merhamet deryalarının eritebileceği bu âcizi aff u safhından mahrum mu bırakacaksın!? Hâşâ ya Rabbi hâşâ, kapına dayanmış, ihtiyacını, ızdırarını arzetmiş bir muhtacı eli avucu boş geri çevirmek Sen’in keremine yakışmaz. Olamaz, annem şakî olayım diye beni dünyaya getirmiş olamaz; hayatımı günahların ve isyanların elemleri perişan etsin diye beni yetiştirmiş de olamaz! Ah keşke bir bilebilseydim ismimi saîdler defterine kaydettiğini; kurbuna ve civarına mazhar kıldığını! Keşke bilebilseydim de gözlerim sürurla, gönlüm de itmi’nanla dolaydı!
Allah’ım! Azametine karşı secde etmiş yüzleri karartır mısın Sen hiç!? Medh ü senâlarla hep yüce zâtının ululuğunu dillendirip durmuş dilleri ebkem bırakır mısın!? Sen’in sevginin boyasıyla boyanmış kalbleri mühürler misin!? Sen’in zikrinin lezzetiyle dolup dolup taşmış kulakları sağır hale getirir misin!? Rahmet ve şefkatine nâil olabilme recasıyla hep semaya kalkmış ellere kelepçe vurur musun? İbâdet ü tâata râm olmuş bedenleri cezalandırır mısın ya da Sen’in Dinine, Kitabına, Rasûlüne hizmet için koşturup durmuş ayakları incitir misin Sen hiç!?
Allah’ım! Rab olarak sadece Sen’i bilip Sen’i tanıyan kullarının yüzüne, ne olur, rahmet kapılarını kapama! Hayır ya Rabbi hayır, Sen tevhid inancıyla azîz eylediğin yürekleri Sen’den uzak kalmanın zilletine dûçar kılmaz ve Sen’in muhabbetinle meşbû gönülleri Cehennem ateşine maruz bırakmazsın. Allah’ım! Azabının ve gazabının eleminden beni koru! Ya Hannan, ya Mennan, ya Rahîm, ya Rahman, ya Cebbar, ya Kahhar, ya Settar, ya Gaffar, eşrârın (kötü kimseler) kim, ahyârın (iyi kimseler) kim olduğunun gün gibi açığa çıkacağı.. hesap endişesinden ellerin ayakların titreyeceği.. ömrünü ihsanla değerlendirmiş yiğitlerin kurbiyete mazhar kılınacağı.. hayatını isâet (kötülük)le heder etmiş kem talihlerin de uzaklığa maruz bırakılacağı.. herkes dünya hayatındayken her ne işlemişse karşısına tastamam çıkarılacağı ve “hiçbir kimsenin zerre ağırlığınca haksızlığa uğratılmayacağı”, o şedîd günde beni Cehennem azabından ve rezil rüsvay olmaktan muhafaza buyur!.
*Bu dua el-Kulûbü’d-Dâria’nın 629-630. sayfalarında yer almaktadır.
Merhum anne babalarınızı nasıl memnun edebilirsiniz?
Hepimizin bildiği güzel bir dörtlük vardır: “Ana başta tâc imiş, Her derde ilac imiş, Bir evlat pîr olsa da, Anaya muhtac imiş.”
Bu dörtlükteki yere babaları da yerleştirebiliriz. Hele birini ya da ikisini kaybetmişseniz, onlardan ayrılık burun direğinizi zaman zaman sızlatıyor ve “Ne yapabilirim ki!” diye dert yanıp duruyorsanız o kadar da çaresiz değilsiniz. Ramazan her ânı bereket ve rahmetlerle dolu bir zaman dilimini ifade eder. Bir sevabımıza 10-70-700 hatta 700 bine kadar sevap alabiliriz. Ve aldığımız bu sevapları rahmetli büyüklerimize hediye edebiliriz. Hayırlı ve akıllı bir evlat anne ve babasının amel defterini sürekli açık tutturan ve sevaplarla dolduran evlattır. Onun okuduğu her sûre, getirdiği her salavat ve ettiği her dua o niyet etmese de anne ve babasının amel defterine anında kaydedilir.
(Ahkâf Suresi, 15-20 ayetler arası meal-i şerifi) “Nihayet olgunluk çağına gelip, kırk yaşına varınca (insan) şöyle der: “(Ey Rabbim) Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi, senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. Neslimi de salih kimseler yap. Şüphesiz ben sana döndüm. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım.”
İşte, yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu, onlara öteden beri yapılagelen doğru bir vaaddir.
Anne ve babasına, “Öf size! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken, beni tekrar diriltilecek olmakla mı tehdit ediyorsunuz?” diyen kimseye onlar Allah’a sığınarak, “Yazıklar olsun sana! İman et, Allah’ın vaadi gerçektir.” diyorlar, o da, “Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir.” diyordu.
İşte onlar, kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde, haklarında o sözün (azabın) gerçekleştiği kimselerdir. Şüphesiz onlar ziyana uğrayanlardır.
Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. (Bu da) Allah’ın onlara yaptıklarının karşılığını tastamam vermesi içindir. Asla kendilerine haksızlık yapılmaz.”
Bismillahi ve’l hamdü lillâh. Allâhümme leke sumtü ve alâ rızkıke eftartü ve aleyke tevekkeltü, Sübhâneke ve bi hamdike tekabbel minnî, inneke ente’s-semiul aliym.
Allah’ım! Senin için oruç tuttum, Senin rızkınla orucumu açtım. Ancak Sana tevekkül ettim. Seni hamdinle tesbih ederim. Allah’ım Benden kabul buyur. Çünkü Sen işiten ve bilensin.”
*Rabbim sadrımı şerh eyle... Zarfını aç bu ebede yazılı kalbimin. İşlerimi kolay eyle. Çöz düğümü dilimden. Beni ok(un)ur eyle. Ta ki anla(şılı)r olayım.