...:::İYİ BAYRAMLAR:::...


Evlilikte mutluluğun '9' sırrı

Evlilikte mutluluğun '9' sırrı
GÜLAY ATASOY
1) Mutluluk ötelerde değil: Mutlu olanlar bunun için olması imkansız büyük şeyler beklemeyenlerdir. Bir demet çiçek alan eşine, tebessümle bakan kadın, eşinin şefkat ve sevgisiyle pişirdiği bir çorbaya teşekkür edebilen erkek mutlu olur.

2) “Adalet”i unutmayın: Yaşanan olaylar karşısında her şeyi iyi tahlil edin. Kendinize haksızlık ediliyormuş gibi bir pozisyona girmeyin. Kendinizi mazlum, eşinizi zalim sandalyesine oturtup “Ben bu evde neyim ki?” diye eşinizi itham etmeyin.

3) Alıngan olmayın: Sürekli “Niye öyle konuştun? Sen böyle demekle beni kast ediyorsun...” vb sözlerle hesap sormayın. Hiçbir eş, “Acaba bu sözümden ve davranışımdan yanlış bir mana çıkarır mı?” diye düşünen bir eşin yanında rahat olmaz.

4) Aranıza duvarlar örmeyin: Duvarlar örüp onu o duvarların arkasında yalnızlığa terk etmeyin. Ya da siz kendinizi öyle bir duvarın içine hapsedip yalnız başınıza yaşamayın. “Beni anlamayan bir eşim var, ne yapabilirim?” diye diyalog kapılarını kapamayın.

5) Eşinize kambur olmayın: Kendinize düşen sorumlulukları mutlaka yerine getirin. “Ben yapmasam nasıl olsa eşim yapar” düşüncesiyle onun fedakarlığını istismar edip eşinize yük ve kambur olmayın. Nihayetinde o da bir insan, gün gelip o kamburdan kurtulmak isteyebilir.

6) Kendinizi peri, eşinizi cadı ilan etmeyin: Her şeyden bir haklılık payı çıkarıp, kendinizi tek akıllı olarak göstermeye çalışmayın. Kendinizi iyilik perisi eşinizi cadı ilan etmeyin. Unutmayın ki, eşler birbirinin rakibi değil, tamamlayıcısıdır.

7) Eşinize akıl hocalığı yapmayın: Sürekli eşinize ‘şunu şöyle yap, bunu böyle yap’ diyerek akıl hocalığı yapmayın. Sanki onun aklı yokmuş da siz veriyormuşsunuz gibi davranmayın. Başaramadığı işler karşısında fırsatçılık yapmayın.

8) Tartışmak için bahane aramayın: Tartışmak için fırsat kollamayın. En küçük bir şey için sayıp dökmeyin. Mutlu olmak dururken ufak tefek şeylerle hayatı zindana çevirmeyin... Her tartışma mutluluk sarayından bir tuğla koparır.

9) Kameralarınızı güzelliklere çevirin: Aile hayatı içinde her şey olabilir. Bunlar kaderin cilvesidir. Bu sebeple alıcılarınızı eşinizin kötülüklerine değil iyiliklerine çevirin. Bahar günlerinde bile sağanakların olduğunu unutmayın.
Sayı: 214
Bölüm: Evlilik

http://ailem.zaman.com.tr/?bl=3&hn=5261
__________________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________________
©ailemizzzYorum (yok) :: Yorum yaz!14/1/2007

Erkekler unutursa...

Erkekler unutursa...
Gülay Atasoy
Genç kadın, eşinin en çok sevdiği yemekleri yapıp sofrayı hazırladı. Kendisine çeki düzen verip heyecanla eşini beklerken zil çaldı. Eşi hızla içeri daldı ve;
“Çok üşüdüm, hem de acıktım. Yemek hazır mı?” dedi. Kadın eşinin ellerine baktı. Elleri bomboştu. Elinde ne bir demet çiçek, ne de bir dal gül vardı. Hayal kırıklığıyla eşinin yüzüne baktı. Sadece;

“Hoş geldin canım, gerçekten çok üşümüşe benziyorsun?” dedi. “Sorma, hava çok soğuk. Oh evin içi ne güzel, sıcacık…”

“Yemek hazır. Hemen sofraya oturabiliriz.”

“Aaa! Bunlar da ne? Ne kadar güzel yemekler. Hepsi de benim sevdiğim şeyler. Yoksa misafir mi gelecek?” “Yoo hayır.”

“Peki neden yaptın bunları? Yoksa bu gün özel bir gün mü?” “Bilmem.”

“Hay Allah, nasıl da unuttum. Tabii bu gün evlilik yıldönümümüz. Dur bir koşu gidip sana köşedeki çiçekçiden çiçek alıp geleyim.”

“Hayır, hayır. Bu soğukta dışarıya çıkıp benim için üşümeni istemem.”

Evet, kadınlar kendileri için özel olana değer verirler. Ama nedense erkekler de hep unuturlar. Tabi haklı olarak kadınlar bu duruma kırılıp incinirler.

Kadınların yaşadıkları bu kırılganlığın sebebi, eşlerinin kendilerine değer vermediklerini sanmalarından ileri gelmektedir.

Büsbütün haksız da değiller! Özel olmak ve özel zamanlarda hatırlanmak güzel bir şey!

Erkekler genelde unutkanlıklarını çok yorulmalarına bağlıyor.

Belki o günü unutmasa, hiç olmazsa tek bir gülle evinin yolunu tutsa, eşine önemli olduğunu, ona değer verdiğini, hayatına girdiğinden bu yana mutlu olduğunu söyleyebilse…

Diyelim ki, söylemedi veya söyleyemedi…O zaman hayat bitmemeli, kızılca kıyamet kopmamalı.

Kimi erkek, böyle günleri hatırlamayı yapmacık olarak görür. “Ben onu zaten seviyorum. Benim için zaten değerli, bunu tekrar söylememe ne gerek var?” diye düşünür. Veya duygularını belli etmek istemez.

Ama zihinden geçenler kelimelere dökülmeli. Sır perdelerine saklanmamalı. Gönül almak, samimi duygularla üç beş kelime sarf etmek, sadece cismiyle değil, kalbiyle de yanında olduğunu, sevildiğini ona ifade etmek, hiç de zor olmasa gerek.
Sayı: 210
Bölüm: Evlilik

http://ailem.zaman.com.tr/?bl=3&hn=5183
__________________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________________
©ailemizzzYorum (1) :: Yorum yaz!16/12/2006

[EDİTÖR] - Evlenenin huyu da değişmeli

[EDİTÖR] - Evlenenin huyu da değişmeli
Evlilik ve çocuk, bekar gençleri radikal değişimin gerekliliği yönünden bekleyen en büyük sınavdır.

Evimiz, özgürlüğümüzü ilan ettiğimiz ve tek hakimi olduğumuz mekânlardır. Ve biz bu özgürlüğü çok severiz.

Eve geldiğinde üzerindeki resmiyeti çıkarır ve kendini serbest bırakırdı. Ayaklarını uzatıp keyfine bakardı. Televizyon karşısında saatler geçirirdi. Bazen arkadaşlarıyla birlikte toplanır ve her konuda özgürce konuşabilirdi. Bazen argo bazen mahrem konular... Ev onun için özgürlüğünü ilan ettiği yerdi. Bunun için belki eve gitmeye can atar, kapıdan girdi mi rahatlardı.

Bekar genç kızlar ve genç erkekler için evin içindeki bu özgürlük zamanla sınırlıdır. İstediğini istediği zaman yapmak evlilikle sınırlanır. Ama asıl sınır eve üçüncü bir misafirin gelmesiyle başlar. Çocuk evin merkezi haline gelir. Anne ve baba tüm işlerini ve davranışlarını çocuğuna göre şekillendirmek durumundadır artık.

Çocuğunuzun yanında ayaklarınızı sehpaya uzatıp televizyon seyretmemeniz gerekir. Belki de alışageldiğiniz argoları artık terk etmek zorundasınızdır. Çocuğunuzun da bu hoş olmayan sözleri öğrenmesini istemiyorsanız tabii ki. Bekarken alıştığınız alabildiğine o hür ortam artık bir yerde bitmek durumundadır. Aslında durum gayet açıktır. Çocuklar ne görüp işitirlerse onu aynen uygulamaya koymaya programlanmışlardır. Ve siz de çocuğunuzu iyi yetiştirme gayretindeyseniz; öncelikle kendinizi değiştirmeniz gerektiğinin de farkına varmış olmanız gerekir.

Anne-babaları bekleyen en büyük imtihanlardan biri çocuk doğduktan sonraki dönemdir. Örnek bir anne-baba olabilmek adına yılların getirdiği bazı huy ve karakterleri terk etmek, kendimize yeni bir yol bulabilmek durumundayızdır.

Bugün kendisini 16 yaşında hissedip, havâi ve uçuk davranan anne-babalar var. Anne ve babalık sorumluluğunu kabullenememiş gibidirler. Halbuki ebeveyn hareketleri örnek alınan bir bireye dönüşebilmelidir. Bunun için hayatına yeni değerler katmalıdır. Her çocuk sahibi olmak isteyenin önünde alması gereken bir dizi değişim kararı vardır. Evlenenlerin huy ve karakterlerini de etkileyecek bu kararları uygulayabilenler, hem iyi bir ferd, hem de iyi bir anne-baba olmaya da adaydır. Artık bu kararları almaya hazır mısınız?

***

Geçen haftaki hac sayımıza gösterdiğiniz ilgi için teşekkürler. Üzerinde epey emek harcanmış bir dergiydi. Bu haftaki kapak konumuzun da anne-babalara önemli bilgiler vereceğine eminiz. Dergimize her hafta yeni isimlerin katıldığının farkındasınızdır. Bu hafta cinsel tacizle ilgili önemli bir yazımız ve ayrıca Papua Yeni Gine’den çok ilginç bir hikayemiz var. Merakla okuyacağınızı biliyorum. İyi haftalar…
Sayı: 209
Bölüm: Editör

http://ailem.zaman.com.tr/?bl=5&hn=5157
__________________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________________
©ailemizzzYorum (yok) :: Yorum yaz!14/12/2006

Sayfalara “eşimi seviyorum” ve “onu sevmek içi

Sayfalara “eşimi seviyorum” ve “onu sevmek için bütün yolları deneyeceğim” diye yazın
GÜLAY ATASOY
“Bir varmış bir yokmuş” diye başlar masallar… Ve “onlar erdi muradına biz çıkalım kerevetine” diye son bulur. Ortada neler yaşanır o pek bilinmez. Acılar mı çoktur, sevinçler mi? Onu ne yazan olur ne de anlatan. Ama gerçek olan mutlulukla biten masallardır. Şu dünyada hemen herkesin öyle bir masalı vardır. Kimi masalların sayfalarına kahkahaların resmi çizilir. Kimininkine ise hıçkırıkların hüznü yazılır… Peki sizin masalınızda ne yazılar var? Hüzün mü yoksa, neşe mi?”

Eğer o masala mutluluğun resmini çizmek, mutluluğun şarkısını yazmak istiyorsanız?.. Önce geçmişteki acıların üzerini çizin. Kötülükleri mazi mezarına gömün. Sayfalara “eşimi seviyorum” ve “onu sevmek için bütün yolları deneyeceğim” diye yazın.

Çirkin olan hiçbir şeyi duymayın, görmeyin. Her söze cevap yetiştirmeyin. Gözünüzü kör, kulağınızı sağır edin. Bu dünya her kötülüğü görecek, her söze cevap yetiştirecek kadar uzun değil.

Eşinizi “sen şöylesin, sen böylesin” diye yıpratmayın. “Sen benim için özelsin, sen bir tanesin” diye motive edin. Kameralarınızı kusur ve hatalara değil; güzelliklere çevirin.

Negatifliği bırakıp, pozitif olun. Etrafınıza mutluluk ışıkları saçın. Çevrenize huzur meltemi estirin. Eşiniz aydınlığınızda ferahlamak, huzur melteminizde serinlemek için yanınıza koşa koşa gelsin. Acıları orada dinsin. Sıkıntıları orada bitsin. Elem ve keder dağları o güneşte erisin.

Eviniz, erişilmez dağların zirvesi olmasın. Eşiniz, o fırtınalar arasında tek başına kalmasın.

Aynı evi, aynı çocukları, aynı odayı ve aynı yastığı paylaşanlar aynı “s e v g i y i” de paylaşsın. Aynı mutluluğa imza atsın. Aynı huzura doğru koşsun. Şayet “Ben pozitif olamıyorum ya da ne yapsam eşimi mutlu edemiyorum” diyor ve mutluluğu yakalamakta kararlıysanız?

Hayatta hiçbir şey zor değil. Yeter ki isteyin, yeter ki, başaracağınıza inanın ve gayret gösterin. Bir de bol bol, dua edin.

Unutmayın, yollar, yürüdükçe aşılır. Dağlar tırmandıkça... Evlilik de bir yoldur. Bazen ufak tefek taşlar olur. Onları görüp, ümitsizliğe düşmeyin.

Belki koşarken ayaklarınıza taşlar batar, belki yüreğiniz acır. Sonundaki mutluluğu düşünün. Güzel günleri hayal edin…

Masalınızın sonunun mutlulukla bitmesini istiyorsanız eşinizi sevin... Ve önsözü “mutsuzlar” son sözü “ayrıldılar” değil, önsözü “sevgi” son sözü “mutluydular” olsun.
Sayı: 209
Bölüm: Evlilik

http://ailem.zaman.com.tr/?bl=3&hn=5164
__________________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________________
©ailemizzzYorum (yok) :: Yorum yaz!10/12/2006

Müslüman, yumuşak söz söyler 'incitmez'

Müslüman, yumuşak söz söyler 'incitmez'
Müslüman davranışlarında hilim, rıfk ve lütufla hareket etmelidir. Zorlaştırıcı değil, kolaylaştırıcı olmalıdır. Çünkü Rasulüllah (sallallahu aleyhi ve sellem), Allah Teala’nın bu yüce sıfatlarıyla ahlaklanmış ve Müslümanlara da aynı şekilde davranmalarını tavsiye etmiştir.

Hilm, Rıfk ve Lütuf, Allah Teala’nın sıfatlarındandır. Hilm, intikam almaya gücü yettiği halde öfkeye sebeb olacak söz ve davranışlara kızmamak, tahammül göstermektir. Rıfk ve Lütuf ise işlerde zorluk göstermemek, bilakis kolaylık göstermek, yumuşak söz söylemek, yumuşak davranmaktır. Birçok ayet-i kerimede Allah Teala’nın Halim, Latif sıfata sahip olduğu beyan edilmektedir.

“Allah, Gafur’dur, Halim’dir.” (Bakara /225, Maide /101)

“Allah her şeyi hakıyla bilir, hilm sahibidir.” (Hac /59)

“Allah kullarına lütufkârdır. Dilediğine rızık verir. O güçlüdür. İzzet sahibidir.” (Şûra /19)

Müslüman davranışlarında hilm, rıfk ve lütufla hareket etmelidir. Zorlaştırıcı değil, kolaylaştırıcı olmalıdır. Çünkü Rasulüllah (sallallahu aleyhi ve sellem), Allah Teala’nın bu yüce sıfatlarıyla ahlaklanmış ve Müslümanlara da aynı şekilde davranmalarını tavsiye etmiştir. “Kolaylaştırınız, zorluk çıkarmayınız.” (Buhari) buyurmuştur. Bir başka hadis-i şerifte de; “Allahu Teala iki sıfattan çok hoşlanır: Biri hilm, diğeri de ataklık etmemek (yani herhangi bir hoşlanılmayan bir söz veya davranışıyla karşılaşınca kızıp öfkelenmemek).” (Tirmizi)

Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem’in bu hususta bir mesajı da şöyledir. “Her kim kuvvet ve kudret sahibi olmasına rağmen hiddetini yenerse, Hak Teala kıyamet günü onu huzuruna çağırıp hususi lisanına müstahak kılar.” (Tirmizi)
Sayı: 206
Bölüm: Kısa Kısa

http://ailem.zaman.com.tr/?bl=3&hn=5081
__________________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________________
©ailemizzzYorum (yok) :: Yorum yaz!21/11/2006

Evlilikte küçücük bir sabır, birazcık anlayış ve hoşgörü, kötülü

Evlilikte küçücük bir sabır, birazcık anlayış ve hoşgörü, kötülükleri görünmez eder
GÜLAY ATASOY
Genç adam koşa koşa geldi. - Özür dilerim hayatım seni çok beklettim. Biliyorsun trafik. Çok yoruldun mu? Sıkıldın mı? - Çok bekledim, biraz da yoruldum; ama önemli değil canım. Ben artık senin huyunu öğrendim. Seni bu huyunla da seviyorum. Bu yaştan sonra değişecek değilsin ya.

- Allah razı olsun ne kadar anlayışlısın.

Aile mutluluğuna gölge düşüren en önemli şeylerden biridir; eşlerin birbirlerini değiştirmeye çalışmaları. Bunun için de yıllar yılı enerji harcamaları. Kimi eşler, sürekli ‘Sen şöylesin, sen böylesin. Şunu şöyle yap, bunu böyle yap. Neden onu oraya koydun, niye buraya koydun?’ vb. gibi küçük şeylerle mutluluklarını gölgelerler. Gülücüklerle geçecek o güzel zamanlarını bir hiç uğruna sıkıntıyla tüketirler. Kendilerini, eşlerini ve de çocuklarını huzursuz ederler. Ama ne eş değişir ne de mutluluk gelir… Halbuki eşler, birbirini değiştirmeye çalışmak yerine eşlerini olduğu gibi kabul etmelidirler. Eşin biraz geç gelmesi, sorumluluğunu yerine getirmemesi ya da istenilen bir şeyi yapmaması karşısında mutsuz olup, kendilerini de eşlerini de yıpratmamalıdır. Küçücük bir sabır, birazcık anlayış ve hoşgörü kötülükleri görünmez eder. Mutsuzlukları mutluluğa dönüştürür. Sıkıntıları feraha çevirir.

Evlilik, mutluluk san’atını inşa etmektir. Mutluluk şalını ilmek ilmek örmektir. Sabır aşını hafif ateşte pişirmek sonra da sevgi ve hoşgörüyle yemektir. Evlilik yolunun üzerindeki ‘ene’leri, kaprisleri, kin, nefret ve olumsuz duyguları ayıklayarak mutluluk sarayına ulaşmaktır. Genelde “engelleri o ayıklasın” düşüncesi hakim hepimizde. Hep rahatta öne geçip, hizmette arkada kalıyoruz. Halbuki hizmette öne geçip rahatta arkada kalmak çok güzel bir fedakarlıktır.

“Aziz ve Celil olan Allah bir yoldan bir diken dalını kaldırdığı için bir kişinin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlamıştır.” (Camiü’s Sağir, 5777) Bu hadisten yola çıkarak eşlerin evlilik yolunun üzerindeki dikenleri kaldırmaları daha büyük günahların affına vesiledir.

“Erkek hanımına, hanım da beyine sevgiyle baktıklarında Cenab-ı Hak da onlara rahmet nazarıyla bakar.” (Camiü’s Sağir, 1977)

Bir bakış, bir gülüş, küçük bir jest, anlayış ve hoşgörüyle eşin gönlünü yapıp, kalbini hoş tutarak Cenab-ı Hakk’ın rahmetine mazhar olabilir insan.

Bir başka hadiste de “Aile fertlerine yapmış olduğun her iyilik onlara bir sadakadır.” (Camiü’s Sağir, 6339) buyuruluyor. Müslüman’a yakışan tavır, aile fertlerine iyilik yaparak sadaka sevabı kazanmaktır. Üstelik iyilik yapılan kişi can düşmanı değil, can yoldaşı olursa bu sevap daha artar.

***

Evlililik, mutluluk şalını örmektir.
Sayı: 206
Bölüm: Evlilik

http://ailem.zaman.com.tr/?bl=3&hn=5081
__________________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________________
©ailemizzzYorum (yok) :: Yorum yaz!18/11/2006

Evliliği sarsan 8 yanlış

Evliliği sarsan 8 yanlış
Kabul, hep siz haklısınız, sizin dediğiniz doğru ve hep sizin sözünüz geçerli olmalı! Siz insanın kalbinden geçeni bile okuyabilirsiniz! Yok canım o kadar da değil diyorsanız, önerilerimize göz atınız.


1. EŞİNİN KİŞİLİĞİNE KARŞI AĞIR ELEŞTİRİDE BULUNMA
Eşinin kişiliğini küçük düşürücü, onur kırıcı sözler sarf etmek sevgiyi zedeler. “Sen hep böylesin, hep beceriksizsin.” suçlamalarına sitemkar ve biraz da hakaret içeren “Hep kendi bildiğini okudun. Beni dinlemedin.” sözleri suçlayıcı eleştirilerdir.

2. İŞİ YOKUŞA SÜRME
Günün birinde eşlerden birinde olumlu bir değişiklik olmuştur veya gittikleri doktor dinlenilmiş ve kişi olumsuz bir davranışından vazgeçmiştir. Diğer eş “On yıldır sana söyledim; ama beni dinlemedin, başkası deyince daha mı kıymetli oluyor?” biçimindeki konuşmalar eşi üzen ve geriye döndürebilecek tarzdadır.

3. GEÇMİŞİ HATIRLATMA
Evlilik hayatı boyunca insanların olumsuz hatıraları olmuştur. Kavgalar, tartışmalar, atışmalar ya da unutulan anlar, yapılan yanlış davranışlar olagelmiştir. Evlilik hayatı boyunca bu kötü hatıraların eşler tarafından tekrak tekrar ısıtılarak ortaya konulması ilişkileri zedeler.

4. GENELLEMEDE BULUNMA
Eşinize bir kalıp biçerek o kalıba sokan ifadeler kullanmak, onu kötü bir fiille damgalamak da büyük hatalardan biridir. “Ben senin için değiştim, sen benim için hiçbir şeyden vazgeçmedin. Çok bencilsin...” sözleri evliliği yıpratır.

5. EŞİNİN AKLINI OKUMA
Çiftler arasında diyalog tek taraflı olmaya başladığında eşler birbirlerine mesafe koymaya başlarlar. Sürekli iğnelemeler, kavgalar, atışmalar artık kadın ve erkeği kendi dünyasına itmiştir. Erkek de kadın da kendi dünyasında eşiyle konuşmaya başlar. Kafalarında kurdukları şeyler zaman zaman birbirlerinin hareketlerine yorumlar çıkarmaya neden olur. “Senin ne demek istediğini biliyorum. Ben senin bakışından anlarım.” gibi sözlerle eşinin mimik ve hareketlerinden anlamlar çıkarılmaya başlanılır.

6. KENDİNİ HEP HAKLI GÖRME
Hatalar, yanlışlıklar iki taraftan da kaynaklandığı halde kim daha haklı, adeta “mahkeme” kuruluyor.

7. KONUŞURKEN SÖZLERİN KESİLMESİ VE SES TONUNU YÜKSELTMESİ
İletişimde en önemli husus konuşan insanı sonuna kadar dinlemek, çok gerekliyse aralara girmektir. Dinlemek, anlamak ve kendimizi anlatmamız gerekiyor. Bunun yolu da saygıyla dinlemek, ses tonunu yükseltmemektir.

8. EŞLERDEN BİRİNİN KENDİSİNİ TERAPİST YERİNE KOYMASI
‘Senin hasta olduğunu biliyorum, nedenlerini de biliyorum. Senin ne zayıflıkların var hepsini keşfettim, ne yapman gerektiğini söylüyorum, beni dinlesen doktora filan da ihtiyacın olmaz’ gibi sözler doğru değildir. Eş ne kadar bilgili, tecrübeli olursa olsun kendini doktor yerine koymamalıdır.
Sayı: 205
Bölüm: Evlilik

http://ailem.zaman.com.tr/?bl=3&hn=5052
__________________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________________
©ailemizzzYorum (1) :: Yorum yaz!12/11/2006

Allah, bana yeter!

Allah, bana yeter!
SEMİNE DEMİRCİ
Zeynep sokağa çıktı. Arkadaşları güzel güzel oynuyorlardı. O da onlarla oynamak istedi. Hava çok güzeldi. Güneş gökyüzünde parlıyordu. Kuşlar cıvıl cıvıl ötüşüyor, kelebekler oradan oraya uçuşuyordu. Zeynep çok mutluydu. Allah çok güzel bir gün vermişti. Arkadaşlarının yanına gitti, oynamak istediğini söyledi. Ama oyun çoktan başlamıştı. Zeynep’i almadılar aralarına. Bununla kalmadılar; ondan uzaklaştılar ve oyunlarına devam ettiler. Zeynep’in mutluluğu bir anda sönüverdi. Çok üzüldü. Ondan uzaklaşmaları ne kadar da kötüydü. O üzüntüyle eve geldi. Küçük omuzları sanki dünyanın yükünü yüklenmiş gibi çökmüştü. Hava ona o kadar soğuk geliyordu ki... Fırtına koptu kopacak gibiydi. Gözyaşları gözlerinin kenarına geldi, durdu. Annesi onu severek içeri aldı. Kucakladı. Anlatmasını bekledi. Zeynep annesinin kucağında bir süre öylece kaldı. Gözyaşları bir anda dökülmeye başladı, yanaklarından süzüldü. Annesi daha sıkı sarıldı Zeynep’e; şefkatle sarıp sarmaladı.

Zeynep’in gözyaşları durulunca, olanları bir bir anlattı annesine. Bir taraftan gözyaşlarını siliyor, bir taraftan soruyordu: “Neden almadılar beni aralarına? Neden arkalarını döndüler?”

Annesi onu teselli etmek istedi. “Biliyor musun Zeynep, her şeyi bize dost eden Allah’tır. Her şeyin yüzünü bize tanıdık eyler bize. Arkadaşlarına seni sevdiren, sana arkadaşlarını sevdiren de O’dur. Ama bazen bir şeyler ters gider. Arkadaşlarımız bazen bizden yüz çevirirler. Bizden uzaklaşabilirler. Bazen de biz onları istemeden kırabiliriz, üzebiliriz. Ama Rabb’imiz bizi hiç bırakmaz; her zaman O’nun “yüzü” bize dönüktür. Bizi hiç terk etmez; kırılmaz da bize. Sen hiç merak etme, arkadaşlarını yine sana döndürecektir. Belki de sana yeni arkadaşlar gönderecektir. Bak bizi nasıl teselli ediyor Rabb’imiz: “Sana yüz çevirip giderlerse, de ki, ‘Allah ne güzel vekildir.’ Yani bizi terk edebilecek her şeyin yerine Rabbimiz vardır. Herkes bizi terk etse de O (cc) terk etmez. Yanımızda kimsecikler kalmasa da O (cc) hep yanımızdadır, yakınımızdadır.”

Zeynep biraz teselli olmuş gibiydi. “Hadi, dua edelim!” dedi annesi. “Allah sana ve senin gibi yalnız kalan çocukları arkadaşlarını yine göndersin diye.”

Annesinin gözlerinin içine baktı. Yüzündeki sımsıcak tebessüm Zeynep’in de içini ısıttı. “Ne güzel! İyi ki Rabb’imiz var!” dedi.

http://ailem.zaman.com.tr/?bl=37&hn=5024
__________________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________________
©ailemizzzYorum (yok) :: Yorum yaz!5/11/2006

Ergenlik süreci nasıl başlar?

Ergenlik süreci nasıl başlar?
Çocukların ergenliğe adım atmaları utanılacak bir durum değildir. Önemli olan bu geçiş dönemini sağlıklı bir şekilde geçirebilmektir. Gençlerin yaşayacaklarını bilmeleri onları rahatlatacaktır.


Erkek ergen bir anda babasıyla aynı ayakkabıyı giyebildiğini fark etmiş ve ayaklarının bu denli büyümesi aslında hoşuna gitmişti. Ailesi ona her fırsatta takılıyor ve bu değişimin farkında olduklarını hissettiriyorlardı.

- “Oooooo artık bir ayakkabı ile iki kişiyi idare edebiliriz, ayakkabı değil de sanki kedi yatağı…” Genç erkek bu takılmalara bir yandan kızıyor, bir yandan utanıyor ve bir yandan da bu değişimin bir an önce tamamlanmasını temenni ediyordu. Daha ne gibi değişimler yaşayacağını bilemiyor ve merak ediyordu... Ergen kız ise sürekli aynanın karşısında zaman geçiriyor ve suratındaki sivilcelerini nasıl yok edebileceğini düşünüyordu:

- “İyice çirkinleştim. Bu halde insan içine nasıl çıkacağım.” diye söyleniyor. Sürekli olarak vücudunu saklamak için farklı kıyafetler giymeye çalışıyordu. Ne zaman bitecek bu süreç?

BEDENİM DEĞİŞİYOR

Çocuklukta büyüme baş ile başlar ve başa yakın organların sırasıyla büyümesi şeklinde devam eder. Ergenlikte ise önce eller ve ayaklar büyür. Hatta öyle ki ergenlikte giyilen bir ayakkabı yetişkinlik döneminde giyilen ile neredeyse aynıdır. Büyüme olayı tamamlanıncaya kadar ergen vücudundaki organların büyümesi biraz orantısız görülebilir. Mesela kolların başlangıçta vücuda göre daha uzun olduğu, yüzde burnun ve çenenin daha büyük oluşu oldukça normaldir.

ERGENLİKTE CİNSEL DEĞİŞİM

Ergende bedensel büyüme ile birlikte cinsel gelişim de başlar. Cinsel gelişim dönemi başlangıçta cinselliğe ve karşı cinse duyulan ilgi ile başlar. Sonrasında ergenliğe geçişi ilk ifade eden şey kızlar için adet kanamasının başlaması erkekler için ise spermlerin üretilmeye başlamasıdır. Bunun dışında vücudun belli bölgelerindeki büyümeler, sesin kalınlaşması, erkeklerde yüzde bıyık ve sakalların çıkması, vücutta kıllanma, yüzde sivilcelerin çıkması vs. gibi birtakım değişimler de cinsel gelişim süreçleri içinde ele alınır.


Ergen neler hisseder?

* Genellikle kızlarda başlangıçta utanma davranışının hakim olduğu görülür. Yaşadıkları adet kanaması olayını çok fazla paylaşmak istemeyebilirler.

* Erkeklerin kalınlaşan ses tonlarını başlangıçta ayarlamaları zordur.

* Ergenlik dönemi karşı cinse karşı ilgi duyulmaya başlanan bir dönemdir.

* Ergen bedenindeki değişimlerden memnun değilse mesela kendisini şişman hissediyorsa veya boyunun kısa olduğunu düşünüyorsa sosyal ortamlara girmek istemeyebilir. Arkadaş gruplarından çekilebilir.

* Genellikle erkek ergenler sakal tıraşı olmaktan zevk alabilir ve bu nedenle sık sık traş olma girişimlerinde bulunurlar.


Ailelere düşen görevler

* Unutmayın bu dönemde çocuğunuzun en önemli yardımcısı siz olmalısınız. Kendisini bekleyen değişim ve gelişim aşamaları hakkında önceden kendisini bilgilendirmelisiniz.

* Çocuğunuzu bilgilendirirken utanma davranışı içinde olmamalı, rahat tepkiler vermelisiniz.

* Ergenliğin özel ve güzelliğinden bahsetmelisiniz.

* Kendinize ait birtakım deneyimleri paylaşmanız aranızdaki bağı kuvvetlendirmeniz açısından önem arz eder.

* Kendisiyle ilgili birtakım alışverişler yaparken büyüme süreçlerini dikkate almalı, rahatsız olacağı kılık kıyafetlerden kaçınmalısınız.

* Sizinle her zaman konuşabilmesi için rahat bir zemin oluşturmalısınız.


Ergenlere özel:
Dolu dolu yaşamaya çalışın

Ergenlik döneminde ilk etapta vücudunu her an faklı oyunların oynandığı bir tiyatro sahnesine benzetebiliriz. Bu sahneden her geçen gün yeni bir oyunu görmen çok normal. Bir gün bıyıklarını fark edecek, diğer gün ayaklarının çok hızlı büyüdüğünü görecesin. Unutma bütün bunları her birey yaşadı. Hem bütün bunları fark etmen vücudunu ve sana verilen nimetleri fark etmen açısında oldukça önemli. Sabırlı olmalı ve bütün bunları yaşadığın için kendini kötü hissetmemelisin. Tek dikkat etmen gereken başına gelecekleri önceden bilebilmek adına doğru kaynaklardan istifade etmek, sorular için ailene başvurmak. Ergenliği dolu dolu yaşaman duasıyla...
Sayı: 202
Bölüm: Ergen Okulu

http://ailem.zaman.com.tr/?bl=37&hn=4986
__________________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________________
©ailemizzzYorum (yok) :: Yorum yaz!26/10/2006
Sayfa Toplam:9
Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa
Tasarim© ynsm2006




isLamList.Net  || Musluman Bir Neslin Secimi ||