|
HÜSEYİN GÖKCAN İnternet dünyaya ulaşmak için bizlere fırsat sunuyor. Ancak her gün sayıları artan sayfaları takip etmek giderek zorlaşıyor. Küçük programlar olan ‘widget’lar sizin yerinize internette sörf yapıyor, haberleri, hava durumunu ayağınıza getiriyor.Bilgisayarın başına oturunca birçoğumuz belirli sayfaları gün boyunca ara sıra takip ederiz.
Gmail, Hotmail’den e-postamızı, Meteoroloji’den hava durumunu, dövizdeki hareketleri, gazetelerde haberleri ayrı ayrı sayfalarda bulmak gerekiyor. Hem vakit kaybı hem de can sıkıcı bir durum. Üstüne üstlük internette yapabildiklerimiz her geçen gün artıyor. Hepsini takip etmek giderek zorlaşıyor. 2006 yılında web dünyasına baktığımızda içeriğin kullanıcılar tarafından belirlendiği internet sitelerinin hızlı yükselişini gözlemliyoruz. Video, fotoğraflar, günlüklerin tutulduğu bloglar, kendi sayfanızı düzenleyebildiğiniz arkadaşlık siteleri sanal dünyanın yeni yıldızları arasına girdi. 2007 yılı da widget’ların yılı olabilir. Widget’lar site site dolaşıp görmeye çalışacağınız bilgileri size ait bir sayfaya getiren küçük programlara deniyor. Tek bir sayfada haberler, hava durumu, blog, e-posta gibi hizmetler eşzamanlı olarak widget’lar sayesinde görülebilecek.
Widget’lar internetin yaptığının tersini yapan küçük programlar olarak tanımlanabilir. Bilgiye, dünyaya ulaşmak için internete girip siteleri gezerken, widget’lar internet ile ulaşılabilen bilgileri sizin ayağınıza (ekranınıza) getiriyor. Google ve Yahoo şimdiden kendi sayfanızı organize etmenizi sağlayacak sayfalar sağlıyor. Takvimi görebilirken, bu arada yeni bir güzel söz öğrenebilir, bu arada gündemdeki haberleri aynı sayfadan takip edebilirsin. Bu sayılanların dışında binlerce widget arasında seçeceklerinizle anında her türlü bilgiye sayfa sayfa dolaşmadan erişebileceksiniz. Widget’lardan oluşan Google’ın kişiselleştirilmiş ana sayfası şu an en hızlı büyüyen hizmetlerden biri. Google bu alandaki gelişmelerin çok büyük olacağını ifade ediyor. İçerik sağlayıcılar da bu yöne gidişatı görmüş durumdalar. The New York Times, Wall Street Journal gibi gazetelere üye olanlar sayfalarına girdiklerinde görünümünü kendileri belirleyebiliyor. Flick.com sitesi sayfalarında oluşturdukları widget ile bloglarına veya web sayfalarına yeni bir şey eklediğinde anında arkadaşlarına bunu haberdar ediyor. Böylece arkadaşının sayfasını ziyaret etmeden yenilik olduğunu öğrenebiliyor. Geçtiğimiz kasım ayında Fox Medya şirketi (dünyanın en popüler arkadaşlık sitesi MySpace, Fox TV kanalı, Fox sinema şirketi web sayfaları sahibi) widget’lar ile oluşturulacak SprinWidgets adlı bir platformun yayınına başladı.
Markalar, reklamlarını Widget’le şekillendirecek
Widget’lar internet dünyasını çok ciddi şekilde sarsabilir. Şu an bir web sayfasının popülerliği ve iş yapma kapasitesi o sayfanın ne kadar çok “tık” aldığı yani ne kadar çok ziyaret edildiği olarak görülüyor. Ancak Google’daki kişiselleştirilmiş ana sayfadan Google Reader ile bir haber okuduğunuzda o gazete sayfası tıklanmamış olacak. Widget’lar bu yönleriyle internette yapılan ticareti kökten değiştirecek potansiyele sahipler. Öyle ki büyük kuruluşlar widget’ların kullanımını mümkün olduğunca geciktirmeye de çalışabilirler.
Windows’un yeni işletim sistemi Vista 11 tane widget ile geliyor. Apple bilgisayarlarındaki işletim sistemlerinin bahar ayında çıkacak yeni versiyonu da widget’larla dolu olacak. Öyle ki isteyen hazır widget’ları kullanabilirken isteyen kendi widget’larını oluşturup bunu arkadaşları ile paylaşabilecek. Bu tür küçük programlardan yakın gelecekte binlerce görüleceğini söyleyen Microsoft’un ürün müdürü Gabe Dorfman, widget’ların kolay yapılabileceğini ve son kullanıcı için çok kullanışlı olduğunu ifade ediyor.
Reklamverenler için widget’lar bulunmaz fırsatlar çıkarıyor. Sürekli ekranda duran bir nesnenin üstünde firmaların logosu veya ismi yer alacak. Nike ayakkabı şeklinde bir widget ile müşteri tavlamaya çalışırken kargo şirketi olan DHL paket şeklinde bir widget ile posta takibi imkânı sunmaya çalışacak. TV reklamı zaplanmaya, gazete reklamı bir göz dahi atmadan geçilmeye mahkum iken widget’lar kullanıcının sürekli ihtiyaç duyduğu bir araç olarak göz önünden hiç ayrılmayacak.
Prizlere veda!
Evin içindeki elektronik eşyaların en çok rahatsız eden yönlerinden biri ortalıkta dolaşan elektrik kablolarıdır. Özellikle televizyon her evin baş köşesinde odaya uyumlu bir şekilde yerleştirilmişken sağından solundan çıkan kablolar göz zevkimizi bozar. Eğer bir de küçük yaşlarda çocuğunuz varsa estetik kaygılar yerini ölümcül düşüncelere bırakabilir. Telefon, uzaktan kumanda, oyun kontrolleri kablosuz olalı çok oldu. Ancak hâlâ şu elektrik kabloları ayaklarımıza dolanmaya devam ediyor. ABD’nin saygın üniversitelerinden MIT’te yapılan bir araştırma tamamen kablosuz hayata doğru gidişin ilk belirtilerini veriyor diyebiliriz. Bu teknoloji TV’leri çalıştırmadan önce yine cep telefonu, video kamerası ve fotoğraf makinesi gibi küçük aletlere yardım ile başlıyor. “Evanescent coupling” adı verilen işlemle ev içinde bulunan herhangi küçük alet (cep telefonu, video kamera vs.) fişe takmadan şarj edilebilecek. Bir düşünün, eve giriyorsunuz ve cep telefonunuz otomatik olarak şarj olmaya başlıyor. Eyvah şarj aletimi kaybettim veya telefonumu şarj etmeyi unuttum dertleri sona eriyor. Zaman içinde bu teknoloji daha çok güç gerektiren televizyon, buzdolabı için de geliştirilebilir.
Aslında bu teknolojinin daha az gelişmişi SplashPower adlı bir firma tarafından ürüne dönüştürüldü. SplashPad adlı üründe herhangi bir model cep telefonunu tepsi şeklinde aletin üstüne koyunca şarj etmeye başlıyor. Sistemin çalışması ise elektromagnetik dalgalar ile elektriğin iletilmesiyle sağlanıyor. Böylece arada fiziksel bir bağlantı olmadan cep telefonları, MP3 çalar, video kamera şarj edilebiliyor. İşin güzel tarafı ise birden fazla cihaz hiçbir güç kaybı olmadan aynı anda dolduruluyor. MIT ise bu teknolojiyi daha ileriye götürmek istiyor. SplasPad’de elektromanyetik dalgaların etkili olması için cep telefonunu çok yakına koymak gerekiyor ki SplashPad’de üstüne konuluyor. MIT’nin geliştireceği güç merkezi elektromanyetik dalgayı evin içinde her yerden etkili olabilecek şekilde yayacak. Böylece eve girildiğinde MP3 çalar, cep telefonu, fotoğraf makinesi şarj olmaya başlayabilecek. Bu konudaki prototip çalışmalarını MIT’li bilim insanları geçtiğimiz yıl Amerikan Fizik Enstitüsü’nün San Fransisco’daki toplantılarında dile getirdi. MIT’li Marin Soljacic, geçen kasım ayındaki toplantıda “Elektriğin kabloya ihtiyaç olmadan transfer edilebildiğini 200 yıldır bilim insanları ve mühendisleri biliyor. Ancak yeni mobil cihazlar böyle bir tekniğin uygulamasının işe yarayabileceğini akla getirdi.” dedi. Soljacic, aslında elektrik motorlarında ve güç transformatörlerinde elektriğin fiziksel temas olmadan aktarıldığını da sözlerine ekliyor.
Şimdilik televizyon ve buzdolabı elektrik kablolarına muhtaç olmaya devam edecek. Ancak bilim insanlarının çabaları sonuç verirse küçük cihazların şarj aletleri tarihe karışacak. Bundan sonraki adım ise evin içinde hiçbir kablonun kalmadığı kablosuz yaşam...
iPhone’da kimin sesi yüksek çıkacak?
Son yılların en çok beklenen ürünlerinden mobil müzik dinleme cihazı iPod’un cep telefonu modeli nihayet geldi. iPhone ismini alacak cep telefonu, müzik çalmasının yanında internette gezinmeye de olanak tanıyor. Akıllı telefonlar sınıfına giren iPhone rakipleri BalckBerry, iPaq’in aksine tamamen dokunmatik ekran olarak tasarlandı. Üstünde sadece bir tuş olacak iPhone tasarımı ve teknolojisi ile birçoğunu tatmin etti. Öyle ki Apple Başkanı Steve Jobs sahnede iPhone tanıtmaya başladığı dakikalarda New York’ta borsa Apple hisseleri hızla yükselirken rakip telefon üreticilerinin hisseleri düşüş yaşadı. Apple’ın iPhone ile yaşadığı bahar havası bugün biraz olsun bulutlandı. Network ve telekomünikasyon devi Cisco şirketi, iPhone isim hakkına sahip olduğu gerekçesiyle Apple’ı dava etti. Bu haber sonrasında Apple’ın borsadaki hisselerinde düşüş yaşandı.
Apple tarafından geliştirilen iPhone’un cep telefonu pazarını ciddi şekilde etkileyeceği teknoloji analistleri arasında ortak bir görüş olarak karşımıza çıkıyor. Müzik çalar sektöründe iPod tasarımı, teknolojisi ile benimsenmiş ve dünyada 70 milyonun üstünde satış rakamına ulaşmıştı. Apple, iPod ile yakaladığı rüzgârı cep telefonunda kullanmak için iPhone ile çalışacak. Geçtiğimiz yıl 1 miyara yakın cep telefonu satıldı. Haziran ayında ABD’de, yıl sonunda Avrupa ve Asya’da satışa sunulacak iPhone’dan Apple 2008 yılı sonunda 10 milyon adet satmayı hedefliyor. Ancak alkışlarla başlayan yolculuk Cisco’nun iPhone’un kullanım hakkını elinde bulundurduğu iddiasıyla soru işaretlerini davet etti. Bu mahkeme Haziran 2007’de piyasaya çıkacak iPhone’un başarısını köstekleyebilir.
Cisco internet üzerinden telefon görüşmeleri yapılabilen iPhone modelini yaklaşıl 1 ay önce piyasa sürdü. Cisco 2000 yılında InfoGear isimli firmayı aldığında iPhone isim hakkını elde etmişti. Cisco ve Apple iPhone isim hakkı üstünde görüşmeleri bir süredir yapıyordu. Ancak herhangi bir anlaşmaya varılmadan Apple geçtiğimiz hafta kendi iPhone’unu tanıttı. 174 miyar dolarlık Cisco iPhone markası isim hakkını kolay kolay Apple’a vermeyecek görünüyor. Apple ise Cisco’nun iPhone modelinin cep telefonu sınıfında olmadığı için böyle bir davayı kazanamayacağını iddia ediyor.
h.gokcan@zaman.com.tr
|
Yazan: romantik161