Ramazan neşvesi bizden hiç gitmesin, hiç ayrılmasın. Bu arzuyla bayramı kutlarken Ramazan’ı 11 aya yayabilmenin gayretinde olmalıyız.
Çocukları boş çevirmeyin: Bayram neşe demektir. Çocuklar içinse bir başka neşe ve sevinçtir. Kapınızı çalan, belki bir daha hiç gelmeyecek, belki bir daha hiç görmeyeceğiniz minikleri sevindirin. Minik çikolatalar, gofretler, şekerler, sakızlar, balonlar, kitaplar sizin bayram harçlığınız olsun. Eğer hazırlık yapmadıysanız bugün hâlâ fırsatınız var.
Ramazan, 11 aya rehber olsun: Ramazan’a hep “11 Ayın Sultanı” deriz. Peki bu nasıl olacak? Ramazan’daki yaptıklarımız diğer 11 ay için rehber, örnek olmuyorsa, sadece “Ramazan Müslüman’ı” oluveriyorsak bu, ahiret mutluluğu açısından acaba yeterli mi? Ramazan’da alışkanlık haline getirmeye çalıştığımız Kur’an okumayı, vaktinde namaz kılmayı ve gece kalkmayı devam ettirmeliyiz.
Gıybet ve kötü sözü unutun: Oruçluyuz diye gıybet, yalan, kötü söz ve beddua gibi kerih şeylerden daha uzak durduk. Artık oruçlu değiliz diye bunlara geri mi döneceğiz?! Tabii ki hayır! Bir aylık tecrübe artık tüm yıla yayılmalı.
Bayram namazına çocuklarla gidin: Bayram neşesine çocukları da ortak edin ve onların da dinimizi öğrenmesine vesile olun. Bayram sabahı, bayram namazına yaşı uygun çocuklarınızla birlikte gidin. Anneler de kız çocuklarını tatlı dil ve sevgiyle bayram sabahında kaldırıp bayram hazırlığına yardımcı olmalarını teşvik etmelidir.
Büyüklere saygıyı sizden görsünler: Büyüklerin ellerinin öpüleceğini, gelen misafire nasıl hoşgeldin denileceğini ve nasıl güleryüzlü olunması gerektiğini siz öğretin çocuklarınıza. Şekerin, kolonyanın, tatlının nasıl ikram edileceğinin provasını bugünden yapabilirsiniz.
Arkadaş davetleri devam edebilir: Ramazan’ı vesile yapıp dostlarımızı, yakınlarımızı iftarlara davet ettik. Kimi zaman öğrencileri, kimi zaman da hiç tanışmadığımız komşularımızı sıcak bir tas çorbanın kardeşliğinde ağırladık. Bu sıcaklığın devam etmesi adına oruç olmasa da ihmal etmemeliyiz. Bu sevginin oluşması adına bir yıl beklemeyin...
Bayram harçlıklarına müdahale etmeyin: Çocukların bayram harçlıklarını ev bütçesinin yaması olarak düşünmeyin. Çocukların paralarını da ellerinden almayın. Ama çocukların büyüklerin el öpmesini bayram harçlığı olması gibi algılamasını da güzel sözlerle önleyin. Çocuğunuzun parayı nereye harcayacağına siz karar vermeyin. Eğer böyle bir endişeniz varsa bu, bayramda öğretilecek bir durum değildir.
Mezarlıkları ziyaret edin: Ahirete intikal etmiş, ömrünü tamamlamış yakınlarınızın, anne-babalarınızın mezarlarını imkanınız varsa mutlaka ziyaret edin. Ziyarete çocuklarınızı da götürün. Onlara mezarının başında Fatiha’lar, Yasin’ler hediye edin.
Küskünlüğü bitirin, barış için siz adım atın: Akrabalarınız, komşularınız, arkadaşlarınız arasında bir dargınlık söz konusuysa bu bayramı bir fırsat bilin. İlk adımı siz atın. İlk adımı atanın daima sevapta en önde olduğunu unutmayın. Dargınlıklar, uhuvveti zedeler. Bereketi engeller. Öfkelenmeden, kötü sözler sarf etmeden, sabırla ve Allah rızası için adım atın. Velev ki karşı taraf olumlu cevap vermedi; olsun siz görevinizi yapmış olmanın mutluluğunu yaşayın.
Huzurevleri ve hastaneleri ziyaret edin: Bayramlar çoğu insan için sevinç günleri olsa da, toplumun bir kesimi için de hüzün günleridir. Çocuklarından, anne-babalarından, akrabalarından uzakta olanlar bayramın hiç olmazsa yarım gününü bir yetimhanede, bir huzurevinde geçirebilse ne güzel olur. Hayatının bahar ya da sonbaharını yaşayan insanları sevindirmenin sevabı tahmin edebileceğimizin çok üstündedir. Bayramda asıl sevinmeye muhtaç olanlar kimsesiz, yalnız ve bakıma muhtaç insanlardır.